Yahudi Misafir
Bu kez ülkemizdeki çok az sayıdaki
polisiye roman yazarlarından birine, Ahmet Ümit’e, daha
doğrusu Ahmet Ümit’in Patasana adlı kitabına konuk oluyoruz.
Ahmet Ümit kitaplarına, polisiye
romanlarda pek rastlamadığımız felsefe, sosyoloji,
psikoloji, politika vb. pek çok unsuru katıyor. Bunları sıkı
bir edebi dille birbine bağlıyor ve okuyucuya gerilimle
bezenmiş edebi bir lezzet sunuyor.
Ancak bunu başarmak her zaman kolay
değil. Bu nedenle hemen her kitabında çok beğendiğiniz
etkileyici bölümler, harika kurulmuş cümleler de olsa bazen
tuzu eksik yemek tadı aldığınız da oluyor.
Ben kendi hesabıma Kukla kitabından
müthiş bir keyif aldım, diğerlerini de aynı keyifi alırım
umudu ile okumaya çalıştım ama çok tatmin olduğum
söylenemez.
Her neyse...Patasana Gaziantep
dolaylarına, Hitit uygarlığına ilişkin bir kazı yapmak amacı
ile giden bir arkeolog ekibinin başından geçen olaylara
ilişkin. Bu arkeolog grubunun çevresindeki pek çok kişi peşi
sıra öldürülür. Bu cinayetlerin nedeni, binlerce yıldır
saklandıkları yerden ekip tarafından çıkartılan tabletlerin
laneti midir yoksa muhafazakar halkın arkeologlara tepkisi
mi? Kitap boyunca bu sorunun yanıtını arayacak ve sonunda
çok ilginç bir sonuçla karşılaşacaksınız.
Kitabın en önemli özelliği, içiçe iki
öyküden oluşması. Atlayarak giden bölümlerin biri günümüz
Antepinde geçerken diğeri, ekibin bulduğu tabletlerde
anlatılan binlerce yıllık bir hikayeye, Hititli saray
yazmanı Patasana’nın acı ve sevda ile yoğrulmuş aşk öyküsüne
ait.
Yemek tarifimiz ise, arkeolog ekibinin
Barak (yöreden bir halk) aşçısı Halafa ait. Halaf kitap
boyunca ekibe birbirinden leziz yöre yemeklerini yapıyor. Bu
nedenle kitabı aç karnına okumayın! Acar ve de hazırcevap
aşçımız arkeologlarla polemiğe girmekten de hiç çekinmiyor.
Tarif bu polemiklerden birinde ortaya çıkıveriyor.
Halaf, patlıcanların Amerikada atlara
verildiğini iddia eden Tim’e, “...yapma Tim, patlıcan
yemeklerin kralıdır. Onu küçük görmeyi sana yakıştıramadım.
Bizde patlıcanın on beş çeşit yemeği yapılır.” serzenişi ile
yanıt veriyor.
Araya giren Murat, “Amma attın be
Halaf! On beş çeşit patlıcan yemeği mi olurmuş” deyince
Halaf pilav tenceresini masaya koyarak başlar saymaya:
“İnanmıyorsan, ben adlarını söyleyeyim, sen de say: patlıcan
kızartma, karnıyarık, patlıcan kebab, kazan kebabı, patlıcan
dolması, patlıcan doğrama, Alinazik, baba hannuç, mıcırık
aşı, türlü, imambayıldı, sakız kebabı, patlıcan turşusu,
patlıcan reçeli ve Yahudi misafir. On beş etti mi?”
Bunun üzerine Teoman inanmamış
gözlerle “ darılma Halaf ama bu yahudi misafiri bana pek
inandırıcı gelmedi” der.
Halaf da, “madem inanmıyorsunuz
tarifini vereyim” diyerek başlar anlatmaya:
“Patlıcanları dört köşe doğrar bir
tarafta tutarsın. Tencerede soğanı kıymayla kavurursun,
salçasını da ekledikten sonra içine patlıcanları koyarsın.
Biraz pişirdikten sonra bulgur ekler pişirirsin. İşte sana
Yahudi misafir.”
Evet tarifimiz bu. Bu kez öyle ölçekli
gramlı tarifimiz yok ama biraz yaratıcılıkla her şey
hallolur. Kıymalı patlıcan yemeği yapar gibi başlayıp bulgur
pilavı gibi bitireceksiniz. Bu kadar basit.
Bu arada bulgur 2006/2007 kış
sezonunda Avrupa sosyetesinin yeni trendi olarak
gösteriliyor. Bu sezon pek çok lüks restaurantta bulgur
yiyeceksiniz.
Bu nedenle bu yemeğin yanına bir kaç
ekleme ile harika bir sofra donatabilirsiniz. Ama adını
“jewishi guesti” olarak yazmak gerekebilirJ
Not: Kitapta bir de şiveydiz tarifi
var ama o başka bir yazıya. Hem damağınıza hem de dimağınıza
afiyet olsun.
Özgür Acar
|