|
Kaptanın Teknesi
Kitaplarda
gizli kalmış tarifler dizisinin sondan bir öncekinde,
üçüncüsündeyiz. Tabii ki şimdilik.
Bu kez
kaptanın teknesine binip bir yolculuğa çıkacağız. Daha
doğrusu kitabı okuyanlar çıkacak. Aslında okumayanlar da
çıkacak. Herkesin çıkacağı bir yolculuk bu çünkü. Dönüşü
olmayan türden yolculuklardan.
Hikayemiz
bir üniversiteli kız grubu arasında geçiyor ama aslında bu
grubun esas kızlarından, sıkıntılı, hiçbir şeyden mutlu
olmayan, sevilmeyi bir yük olarak gören, etrafındakileri
beğenmeyip beyaz atlı, daha doğrusu beyaz şevroleli prensini
bekleyen kızlardan birisinin, Selen’in başına gelenlerle
ilgili.
Bir gün bu
sıkıntılı kızın sıkıntılı sınıfına karizmatik bir genç gelir
ve fırtına gibi eser. Onlarca kişiyi tek kalemde yere serer,
herkesin, özellikle de Selen’in aklından geçenleri önceden
tahmin eder, dahası yerine de getirir.
Bu sarı
gözlü siyah elbiseli esrarengiz adamın tek istediği bir şey
vardır. Bu şeyi bir türlü yerine getiremeyen Selen’in sonu
Kaptanın Teknesine binip bir yolculuğa çıkmak olacaktır.
Kitap
Selenin ağzından yazılmış. 18-19 yaşındaki kızların
aralarında geliştirdikleri hafif argo dili kullanmaya
çalışmış. Ancak herhalde yazar Sezgin Kaymaz’ın kitabın
yayımlandığı tarihte (1999) 36 yaşında bir erkek olması
nedeni ile bunu pek başarabilmiş görünmüyorJ
Sürekli
Selen’den kendisini sevdiğini söylemesini itiraf etmesini
isteyen esrarengiz karizmatik adam Murat bunu yapabilmek
için her yolu dener. Selen’i hayalindeki 1956 model süt
beyazı beyaz şevrole ile gene hayalindeki eflatun-fusya-florantin-bordo
renkli İtalyan mobilyaları, Bohem kristalleri, ve içleri,
renkleri siyaha çalan koyu kırmızı Baccara gülleri ile dolu
lacivert Çin porsoleni vazolorla dolu evine davet edip kendi
elleri ile yaptığı harika bir yemek bile yedirir ancak
başaramaz.
Bu adam
kimdir? Nasıl Selen’in aklından geçen herşeyi bilebilmekte,
dahası bunları nasıl gerçek kılabilmektedir? Selen’in ve
Murat’ın sonu ne olacaktır? Bunları öğrenmek isteyenler
İletişim Yayınları’ndan çıkan Sezgin Kaymaz’ın Kaptanın
Teknesi kitabını okumak zorunda kalacaklar.
Ancak o
muhteşem evde Murat’ın Selen’e yaptığı yemeklerden birinin
tarifini öğrenmek için buna gerek yok. Çok detaylı olmayan
bu tarif bir salataya ait. Kitapta aşağıdaki satırlarda
geçen tarif çok açık değil ancak kırmızı biberi közleyip
içine çırpılmış yumurta, beyaz peynir, maydanoz ve kekikten
yaptığınız harcı koyup zeytin yağda kızartınca ortaya çıkan
şey fena olmuyor.
“ay ne
tıktın bunun içine Murat? Accaip güzel olmuş valla.”
“Beyaz
peynir, maydonoz, kekik ve yumurta. Önceden biberi közledim,
harcını koyduktan sonra da, hafif ateşte kızarrtım...”
Tarifin adı
kitapta yok. Bu nedenle bu yemeğe Kaptanın Teknesi adını
vermekte sakınca yok. Hem biber tekneye, içine tıkılan
malzemeler ise hayatımıza benzemiyor mu? Ve sonunda yenilip
bitecek bir şey değiller mi?
Hayatınızın
ipini eline alın ve hiçbirşeyi ertelemeyin, hele sevdiğinizi
söylemeyi asla yoksa ölürsünüz (ya da bunu yapmazsanız
zaten ölüsünüz) mesajını veren bu kitap, mistik öykülere
meraklı, okul yıllarını özleyenlere ve de özellikle beyaz
atlı prensini bekleyen kızlara daha bir ilginç gelecektir.
Özgür Acar arşiv yazılarına
ulaşmak için
www.yemekyapye.com
|