:: Yemek Yap Ye
Anasayfa
İletişim
Tarif Ekle
Reklam Vermek İçin
Sık Kullanılanlara Ekle
 :: Üye Giriş
 Üye Olmak İstiyorum

 Son Üyemiz : mustaine32

 Toplam Üye : 1603

Bütün üyelerimiz

Facebook grubumuza üye olmak için Tıklayınız

 :: Özel Günler

 Sevgililer Günü Yemekleri

 Yılbaşı Yemekleri

 Yaş günü Yemekleri

 Bayram Yemekleri

 Ramazan Yemekleri

 Parti Yemekleri

 Baby Shower Partisi Tarifleri

 Diş Buğdayı Partisi Tarifleri

 Bebeğin İlk Yaş günü Partisi Tarifleri

 :: Adım Adım Tarifler

Biber aşı, patlıcan paçası
ve daha bir çok tarif için
tıklayınız
 :: Menü
 :: Önemli Bilgiler
 Püf Noktalar
 Baharatlar
 Kalori Cetveli
 Mutfak Sözlüğü
 Otlar
 Ölçüler
 :: Yeni Mekanlar
  
 
 :: Yazarlarımız
   Nilhan Fidan
   Özgür Acar
 Rahatsız mıyız?
  

Editörden

Alaçatı, Zeytin Konak, Midye dolma

Arşiv

 :: Faydalı Linkler
 Üniversiteler
 Gazeteler
 Spor Kulüpleri
 Restoranlar
 :: Yorumlar & Anılar

iftar, özel günler, ilk yemek yapışım...her türlü yemek anınızı ve sitemiz hakkında yorumlarınızı tüm üyelerimiz ile paylaşın..tıklayınız

 

Tarif Kategorileri

Tarif Dökümleri

Tarif Dökümleri - 2

 :: Sitemizden Haberler
 

YemekYapYe tarif yarışması sonuçlandı

 

 Basında YemekYapYe

 :: Atatürk Sevdiği Yemekler ve Atatürk'ün Beslenme Alışkanlığı

Aşağıdaki kısım Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sayfasından Prof.Dr.Mahmut Tezcan'ın yazısından alınmıştır.

"Tarihin ilk çağlarından bu yana devlet başkanlarının çeşitli mesleklerden kişilerle sofrada oturup tartışma geleneği yarattığını biliriz. Eski Yunan'da ünlü filozof Eflatun, öğrencileriyle tarihe “Diyaloglar” diye geçen tartışmalarını “Akademia”da yapardı. Burası, Atina'da bir felsefe okulu durumuna getirdiği evinin bahçesi idi. Eflatun'da tıpkı hocası Sokrates gibi burada öğrencileriyle günün sorunlarını aklın ve bilimin ışığında tartışırdı. Böylece gerçeklere, iyiye, güzele, doğruya varmanın yolları aranırdı.

İşte Atatürk'ün sofrası da bu nitelikte bir sofra idi.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir yazısında şöyle der: “Atatürk'ün sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır.”

Atatürk'ün sofradaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları, vecizeleri gerçekten bir hazine idi. Bu sofrada esen hava sevgi, vefa ve arkadaşlıktı. Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı. Ülke sorunları, geleceği, çözüm biçimleri aranırdı. Gönül sohbet ister, kahve bahane şiirinde olduğu gibi, M.Kemal için de amaç, tartışmalardı, iyiyi doğruyu bulmaktı. Akıla yol açmaktı. Sofra ve içki ise bir araçtı. Gece yemekleri bazen müzikli oluyor, çeşitli sanatçılar konser veriyordu.

Karatahta, tebeşir, silgi ve kütüphaneden gelen kitaplar, sofranın bir parçası idi."

"Atatürk, boğazına düşkün, çok yiyen bir insan değildi. Kendisi bir konuşmasında ziyafetlerde çok yemek yenmesini tasarrufa aykırı bulduğunu ve sağlığa zararlı olduğunu söylemiştir.

Sabah kahvaltısında; çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kâse yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi.

Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, “yağlı fasulye” derdi. Ayran ve limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da ayrıca yiyordu. “Kuru fasulyeye okulda alıştım” demiştir. Kışla yemeği, askerî yemek sayılmıştır kuru fasulye. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi.

Sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.

Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte yiyordu. Devlet görevi akşam yemeklerinde devam ediyordu.

Omlet seviyormuş, özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet yermiş. Sahanda yumurta da severmiş. Etli taze bamya de sevdiği yemeklerden. Karnıyarık da severmiş. Onu pilav karıştırarak yermiş.

Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemek. Enginarı hiç yememiş. İstediği halde hiç yiyememiş. Hastayken enginar yemek istemiş. Hatay'dan ısmarlamışlar. Fakat kendisi komaya girmiş ve yiyememiş. Arasıra fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesinden istediği olurdu. Tatlılarla arası pek iyi değilmiş. Ama gül reçeli severmiş. Kahveyi orta şekerli içermiş. 10-15 fincan içermiş. Hergün 40-50 sigara içermiş. Meyvalardan kavun seviyormuş. Kavrulmuş, tuzlu leblebi, fıstık da sevdiği yiyeceklerden. Soğan, sarımsak, pastırma gibi kokulu yiyecekleri sevmiyormuş. İçkilerden rakı ve bira içiyordu. Sofrasında çeşit bol değilmiş. Köşkte hazırlanan yemekleri yiyordu.

Sarhoşluktan hiç hoşlanmadığı söylenmektedir.

Çocukluğunda annesinin yaptığı Selanik'in ıspanaklı böreğini çok severmiş.

Seyahatlerinde gittiği yerlerde kendisine ikram edilen yörenin yemeklerini zevkle yermiş. Ama bunlar O'nun sürekli yediği yiyecekler değildi.

Kırşehir'de çorba, hindili pirinç pilavı, su böreği, karışık turşu ve meyva ikramları ile karşılaşmıştır. Kırşehir'in su böreğini çok beğenmiş.

Kaman'da sahanda yumurta, yoğurt, balbaşı, pekmez ve meyva yemiş. Kızarmış tavuk, bulgur pilavı da orada ikram edilen yemekler arasındadır. Kaman'da ikram edilen yoğurt ve pekmez karışımı bir tatlı olan balbaşı pekmez dürüm ya da sokum biçiminde yufka ekmekle yenir ki Atatürk bu yiyeceği de sevmiş.

Adana'da severek yediği yemekler şunlardı: Bamya dolması, patlıcan hünkâr beğendi, güveç, sini köftesi, domatesli pirinç pilavı, hanım göbeği tatlısı. Tarsus'ta baklava yemiş ve ayran içmiş. Ayrıca çok miktarda marul yemiş.

Siroza yakalanıp halsiz düştüğü günlerde tatlı yemesi gerektiğinde Yanya tatlısı ve irmik helvası çok hoşuna gitmişti.

Konya'da kendisine sedirler saç böreği ve Höşmerim denen kaymaklı tatlı ikram edilmiş ve Atatürk bu özel yiyeceklerden memnun kalmıştı. Özellikle belediye başkanının evinde hanımı bu yemekleri O'na ikram etmiştir.

Sonuç

Atatürk'ün yemek ve kültür konusundaki yaşamını günümüz açısından değerlendirecek olursak şu hususlara değinebiliriz:

Sofrada uzun süre oturmak geleneğini Atatürk'te görmekteyiz. Bugün çağdaş ülkelerde insanlar, sofralarda uzun zaman oturmaktadırlar. Tartışırlar, eğlenirler, iş hallederler. Atatürk de öyle yapmıştır. Sofrayı O, ülke sorunlarını çözümlemede bir araç olarak kullanmıştır.

O'da bir Türk insanı olarak geleneksel Türk yemeklerini sevmekte idi. Kuru fasulye ve pilav örneğinde olduğu gibi. Bugün hepimiz bu yemeği severiz. Askerde de çok pişirilir bu millî yemek. Bazı kimseler askerde bu yemeği çok yedikleri için askerlik dönüşünde artık yemezler. Bıkmışlardır çünkü. Demek ki Atatürk bıkmamış.

Yemekleri fazla yememekle bu günkü çağdaş anlayışı sürdürmüştür. Sağlıklı beslenmenin koşullarından olan az yemek, Atatürk'ün de beslenme politikası olmuştur. Onun sofrasında bol çeşit olmaması da bu hususu kanıtlar.

Geleneksel Türk içkisi olarak O'da rakıyı seviyor ve leblebi, kavun gibi mezeler yiyor. Bunlar da O'nun geleneksel yanlarından birisini oluşturuyor. Beslenmesinde Türk zevkinin egemen olduğunu görüyoruz. Türk mutfağının yemekleri, mezeleri, tatlıları, içecekleri ve meyveleriyle besleniyordu. Avrupa mutfağının yiyecekleriyle beslenmemiştir.

O'nun döneminde devlet görevlilerinin sofralarında et yemeği hemen hemen yoktu. Kebaplar, yağlı ağır yemekler yemiyordu. Bazen tavuk ya da hindi yeniyordu. Anadolu'da halk eti Kurban Bayramında görebiliyordu. Ülke yoksul durumda idi. Halkının et yemediğini Atatürk çok iyi biliyordu. Kendi sofrasında da bazen etli yemek oluyordu. O'nun ülkenin bu yoksul durumunu göze aldığını ve bu nedenle de et yemediği söylenebilir. Yemek sofrasında ve sevdiği yemeklerde daha çok sebze ağırlıklı yemekler dikkati çekiyor.

Yemeklerdeki gelenekselliği sürdürmesi, O'nun geleneksel Türk kültüründen kopmayışının bir kanıtıdır. Fakat O, her konuda çağdaşlaşmayı amaç edinmişti. Ama bunu yaparken çağdaşlık ve geleneksellik sentezi içinde, ulusal kimliğin korunarak çağdaşlığın gerçekleştirilmesini istemesi, O'nun çağdaş bir devlet adamı oluşunun en güzel göstergesidir."

 

 

 

 

 

 

 

 

 :: Duyurular

Flash Yemek Oyunları

  

 :: Ayın Yazıları

Kasım

Zencefil

 

Ekim

Itadakimasu

 

Geçmiş aylara ulaşmak için

tıklayınız

 :: Çeşitli Yazılar
*Atkins Diyeti
*Yemek Adabı ve Nezaket
*Sigaradaki Uyarılar Etkilemiyor
*Sağlıklı Beslenme ve Beslenme Piramidi
*Ölmeden Önce Tadılması Gereken 50
*Atatürk Sevdiği Yemekler, Atatürk'ün Beslenme Alışkanlığı
*Obezite
*İsveç Diyeti
 
 
 :: Tarif Arama

 
 :: En Çok Okunan Tarifler

Fırın sütlaç

Cafe De Paris Soslu Biftek

Bisküvili Pasta

Muzlu Yaş Pasta

Un kurabiyesi

Mojito

Limonata

Kolay Şekerpare

Kireçli Kabak Tatlısı

Elmalı Kurabiye

Yumurtalı Çiğköfte

Kısır

Nane Likörü

Annemin Kurabiyesi

Ballı Muz

Risotto

Zeytinyağlı enginar

Foccacia

Kabak çiçeği dolması

Zerde

 :: Yeni Eklenen Tarifler
Beşamel Soslu Börek
Arapkir
Pazı Sarması
Soğan Dolması
Patatesli Pilav
Safranlı Pilav
Sultan Reşat Pilavı
Ton Balıklı Makarna
Aşk Pastası
Çikolatalı Fındıklı Tart
Cevizli Yaş Pasta
Böğürtlenli Pasta
Kakaolu Bisküvili Pasta
Peynirli Kiş
Beşamel Soslu Kabak
Sebzeli Domates Sosu
Somonlu Krep
Sebzeli Bulgur Pilavı
Baharatlı Bulgur Pilavı
Bademli Pilav
 :: Son Yorumlanan Tarifler
benim bildiğim migros gib...
Bu bayram annemlere yaptı...
alkolun niteligi ve nerde...
tarif ilginç geldi , bi d...
Kerevizin pişerken kokusu...
Kusura bakmayın atlamışım...
kaç yumurta kullanılıyor...
misafirler bayıldı eline ...
Hazır sos alanların dikka...
Sevdiğim bir tatlı tarifi...
Bu şekilde kullanıldığını...
cok lezzetli...
Yer elmasına bayılırım, ç...
En kısa zamanda deneyip y...
Siteye yeni üye oldum say...
Hindi genelde daha kuru b...
çok güzel biryemek yani h...
çok güzel ve çok kolay be...
Süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...
çok güzel bir yemek mutla...

Yemek Yap Ye © 2006     Reklam Vermek İçin Tıklayınız

Yasal Uyarı

-----------------------------------------------------------------------------------------------

  

   

 

web analytics